Şumen Episkop Konstantin Preslavski Üniversitesi, Bulgaristan
Bu çalışma, Razgrad bölgesindeki Demir Baba Tekkesi’nin Hak ve Özgürlükler (Prava i svobodi) gazetesinde nasıl temsil edildiğini incelemektedir. Hak ve Özgürlükler gazetesinin seçilmesinin temel nedeni, demokratik geçiş döneminin en önemli yayın organlarından biri olması ve özellikle insan hakları, etnik barış ile “soya dönüş süreci”nin sonuçlarının aşılması konularına odaklanmasıdır.
Gazete, Demir Baba Tekkesi’ni yalnızca dinî bir ziyaretgâh olarak değil, aynı zamanda kültürel sürekliliğin, tarihsel hafızanın ve Türk-Müslüman toplumunun yeniden kamusal görünürlük kazanmasının sembolü olarak sunmaktadır.
Tekke, ibadet mekânı olmanın ötesinde, totaliter rejim döneminde yasaklanan dinî hayatın yeniden canlanmasının ve demokratikleşme sürecinin önemli simgelerinden biri hâline gelmektedir.
Hak ve Özgürlükler gazetesi 1991–1998 yılları arasında Bulgarca ve Türkçe yayımlanmış olmakla birlikte, bu çalışmada yalnızca 1991–1993 yılları arasında Bulgarca yayımlanan sayılar değerlendirilmiştir. İlk sayı, 11–17 Şubat 1991 tarihlerinde “Özgür Bulgaristan Vatandaşı İçin Haftalık Gazete” sloganıyla yayımlanmıştır. Gazetenin müdürü Ahmet Doğan, başyazarı Zlatko Angelov, başyazar yardımcısı ise Kazım Memişev’dir. Yayın kurulu Boris Dimovski, Valeri Petrov, Vejdi Raşidov, Yordan Vasilev, Radoy Ralin ve Yuriy Aslanov gibi Bulgaristan kamuoyunun tanınmış isimlerinden oluşmaktadır. Gazetenin farklı para birimleri üzerinden fiyatlandırılması, yalnızca Bulgaristan’daki okuyuculara değil, Türkiye’de ve diğer ülkelerde yaşayan Bulgaristan göçmenlerine de ulaşmayı hedeflediğini göstermektedir.
Gazete, ilk sayısından itibaren Bulgaristan’daki demokratik dönüşümü insan hakları, demokrasi, etnik barış ve kimlik sorunları çerçevesinde değerlendirmiştir. Siyasal gelişmeler kadar kültürel yaşama, dinî özgürlüklere ve toplumsal hafızaya da yer verilmiş; böylece Hak ve Özgürlükler, demokratik geçiş döneminin önemli kamusal platformlarından biri hâline gelmiştir.
Demir Baba Tekkesi’ne ilişkin ilk haberler, ziyaretgâhın yalnızca dinî değil, tarihî ve kültürel miras açısından da önemli olduğunu göstermektedir. Gazetenin 22–28 Nisan 1991 tarihli sayısında Razgrad Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) teşkilatının düzenlediği kültür festivali duyurulurken, yerel geleneklerin yeniden canlandırılması ve kültürel faaliyetlerin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Bu yayınlar, komünist dönemde kesintiye uğrayan kültürel hayatın yeniden kurulmasını demokratikleşmenin doğal bir parçası olarak değerlendirmektedir.
24 Nisan 1992 tarihli sayıda İsperih Belediye Başkanı Receb Feim ile yapılan röportajda, Sveshtari Trak mezarlarının uluslararası önemine değinilirken Demir Baba Tekkesi’nin restorasyonu da belediyenin öncelikli projeleri arasında gösterilmektedir. Böylece tekke, yalnızca dinî değil, aynı zamanda kültürel miras ve turizm politikalarının da önemli unsurlarından biri olarak ele alınmaktadır.
Gazetenin 26 Haziran 1992 tarihli sayısında İngiliz gazeteci Mike Power’ın The Guardian gazetesinde yayımlanan makalesi yeniden basılmıştır. Makale, Bulgaristan’daki Müslümanların komünist rejim sonrasında dinî ve kültürel haklarını yeniden kazanmalarını konu edinmektedir. Kurban Bayramı kutlamaları üzerinden insanların yeniden özgürce ibadet edebildikleri, camilerin açıldığı ve Türkçenin serbestçe kullanılabildiği vurgulanmaktadır. Aynı zamanda HÖH’ün demokratikleşme sürecindeki siyasal rolü de uluslararası kamuoyuna tanıtılmaktadır.
Aynı sayıda yayımlanan haber ise Demir Baba Tekkesi’nde otuz yıl aradan sonra yeniden düzenlenen geleneksel Kurban Bayramı kutlamalarını ayrıntılı biçimde aktarmaktadır. HÖH ile Müslüman Dinî Konseyi’nin ortak girişimi sonucu yirmi binden fazla Müslüman tekke çevresinde toplanmış; komünist rejim dönemindeki yasaklardan sonra ilk kez dinî törenlerini serbestçe yerine getirmiştir. Haberde tekkenin geçmişte büyük bir dinî külliye olduğu, komünist dönemde yapılarının büyük bölümünün yıkıldığı ve yalnızca türbe ile Beş Parmak Çeşmesi’nin ayakta kaldığı belirtilmektedir. Restorasyon çalışmalarının başlaması ise yalnızca fizikî bir onarım değil, tarihsel hafızanın yeniden kurulması olarak değerlendirilmektedir.
Kutlamalara HÖH yöneticilerinin yanı sıra Demokratik Güçler Birliği (SDS), Podkrepa Sendikası ve diğer demokratik çevrelerin temsilcileri de katılmıştır. Bu durum, Demir Baba Tekkesi’nin yalnızca Müslüman toplumunun kutsal mekânı değil, aynı zamanda demokratik Bulgaristan’da toplumsal uzlaşının ve etnik barışın sembollerinden biri olarak algılandığını göstermektedir.
Haberde özellikle komünist rejim mağdurlarının tanıklıklarına geniş yer verilmiştir. Belene ve Stara Zagora cezaevlerinde yıllarca hapis yatan Halil Ahmed Değirmenci ile Kasım İsmail ve Nuriye Nasıf Baytar’ın ifadeleri, tekkenin yeniden açılmasını dinî özgürlüğün ve insan onurunun yeniden kazanılmasıyla ilişkilendirmektedir. Böylece Demir Baba Tekkesi, yalnızca tarihî bir yapı değil, baskı döneminin kolektif hafızasını yaşatan bir bellek mekânı olarak temsil edilmektedir.
Gazetenin en dikkat çekici yayınlarından biri ise 8 Mayıs 1992 tarihli Ali Pirov’un “Bölünmenin Zamanı Değil” başlıklı makalesidir. Bu yazı, Albena Şkodrova’nın Diyalog gazetesinde yayımlanan “Hak Müslümanlar, Heretik Müslümanların Mülkünü İstiyor” başlıklı makalesine cevap niteliğindedir.
Şkodrova, Demir Baba Tekkesi’ni Alevilerin tarihî ve kültürel merkezi olarak tanımlamakta; Aleviliğin senkretik karakterini vurgulamakta ve tekkenin kubbesinde geçmişte hem haç hem hilalin bulunduğunu ileri sürmektedir. Ayrıca vakıf mülkiyeti meselesini de gündeme getirerek Alevilerin tarihsel haklarını öne çıkarmaktadır.
Ali Pirov ise bu yaklaşımın Alevileri Türk-Müslüman toplumundan ayırmaya yönelik siyasî bir girişim olduğunu savunmaktadır. Ona göre Aleviler, Türk ve Müslüman toplumunun ayrılmaz parçasıdır; bu nedenle Demir Baba Tekkesi etrafındaki tartışmalar dinî olmaktan çok siyasî nitelik taşımaktadır. Pirov, kubbede haç bulunduğu iddiasını reddetmekte ve bunu “milliyetçi” söylemlerin devamı olarak değerlendirmektedir.
Bu polemik, 1928 yılında Ananie Yavaşov ile Mehmed Celil arasında yaşanan tartışmayı da hatırlatmaktadır. Ancak iki dönem arasında önemli bir fark bulunmaktadır. 1928 yılında tartışmanın merkezinde tekkenin vakıf mülkiyeti ve tarihî statüsü yer alırken, 1992 yılında temel mesele Alevilerin kimliği ve Türk-Müslüman toplumunun birliği olmuştur. Bu değişim, komünist rejimin ardından ortaya çıkan demokratik ortamın ve “soya dönüş süreci”nin bıraktığı toplumsal travmanın tartışmalar üzerindeki etkisini açıkça göstermektedir.
Gazetenin 28 Mayıs 1993 tarihli sayısında yer alan haber ise Demir Baba Tekkesi’nde düzenlenen büyük halk buluşmasını konu edinmektedir. Etkinlik, 1989 Mayıs olaylarının yıldönümü ve “soya dönüş süreci” kurbanlarının anılması amacıyla düzenlenmiştir. HÖH yöneticilerinin yanı sıra Yeşiller Partisi, Demokratik Güçler Birliği (SDS) ve Podkrepa temsilcilerinin de katıldığı toplantıda, zorla asimilasyon politikalarının mağdurları anılmış; dinî özgürlüklerin yeniden kazanılması ve toplumsal barış mesajları öne çıkarılmıştır. Resmî törenlerin ardından düzenlenen halk oyunları ve folklor gösterileri, kültürel hafızanın yeniden canlandırılmasının demokratikleşmenin ayrılmaz bir parçası olarak görüldüğünü göstermektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde, Hak ve Özgürlükler gazetesinde yayımlanan metinler Demir Baba Tekkesi’ni dinî bir merkez, kültürel hafızanın taşıyıcısı ve demokratikleşme sürecinin önemli sembollerinden biri olarak inşa etmektedir. Gazete, tekkenin yeniden canlandırılmasını yalnızca dinî özgürlüklerin geri kazanılmasıyla değil, aynı zamanda tarihsel hafızanın yeniden kurulması, Türk-Müslüman toplumunun kamusal görünürlüğünün yeniden tesis edilmesi ve demokratik Bulgaristan’da etnik barışın güçlendirilmesiyle ilişkilendirmektedir. Özellikle farklı siyasî partilerin ve sivil toplum temsilcilerinin tekke çevresinde düzenlenen etkinliklere katılması, Demir Baba Tekkesi’nin yalnızca Müslüman toplumunun kutsal mekânı değil, aynı zamanda demokratik geçiş döneminde hafıza, kimlik, dinî haklar ve toplumsal uzlaşının ortak sembollerinden biri olarak temsil edildiğini göstermektedir.
Kayanklar:
Dialog Gazetesi, 20 Mart 1992.
Merdan, M. (2020). Demir Baba Tekkesinin Statüsü Hakkında Bulgaristan Basınında Yapılan Tartışmalar: Ananie Yavaşov ve Mehmet Celil Arasındaki Yazışmalar Üzerine Bazı Notlar. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 95, Ankara, s. 101-142.
Prava i Svobodi (Hak ve Özgürlükler) Gazetesi, Yıl: 1991, Sayı: 1-41.
Prava i Svobodi Gazetesi, Yıl: 1992, Sayı: 1-52.
Prava i Svobodi Gazetesi, Yıl: 1993, Sayı: 1-52.