1. HAYATLARI
1.1. Salih Zeki
Salih Zeki, 1864-1921 yılları arasında yaşamış olan önemli matematikçilerinden biridir. Altı yaşında hem annesi hem de babası vefat ettiği için yetim ve öksüzlere eğitim veren Darüşşafaka’da eğitim görmüştür. Darüşaffaka’dan 1882 yılında birincilikle mezun olduktan sonra Posta ve Telgraf Nezareti’ne atanmıştır. Bir yıl boyunda Fen Kalemi’nde memur olarak görev yaptıktan sonra 1883 yılında Paris’e eğitime gönderilmiştir. 1887 yılında eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönüp Posta ve Telgraf Nezareti’nde elektrik mühendisi olarak göreve başlamıştır. Görevde bulunduğu sırada bilim tarihiyle ilgilenmeye başlamış ve önemli eserler yazmıştır.
Matematik, astronomi, fizik, kimya gibi konularla ilgilenen Salih Zeki öğretmenlik görevinde de bulunmuştur. 1889-1890 yıllarında Mekteb-i Mükiyye’de fizik ve kimya dersleri, 1908 yılında Dârülfünûn-ı Şâhane’nin Ulûm-ı Riyâziyye ve Tabîiyye Şubesi’nde analitik geometri, matematiksel fizik, astronomi, ihtimaller hesabı derslerinin hocalığını yapmıştır. 1890 yılında Rasathâne-i Âmire’de göreve başlamış, 1895 yılında ise Rasathâne müdürlüğü’ne atanmıştır. 1897 yılında Resimli Gazete’nin yöneticisi olmuş, 1908 yılında Meclis-i Maarif üyeliği’ne getirilmiş, 1910 yılında ise Mekteb-i Sultânî’ye müdür olarak görevlendirilmiştir. 1912 yılında Maarif Nezâreti müsteşarlığına, 1913 yılında Darülfünûn umum müdürlüğüne, 1919-1920 yılında ise Fen Fakültesi dekanlığı görevlerinde bulunmuştur.
Darülfünûn’da matematik, fizik ve astronomi bölümlerini kuran Salih Zeki bu derslerin hem hocalığını yapmış hem de ders kitaplarını hazırlamıştır.
1.2. Kerim Erim
İlk diplomalı Türk matematikçisi olan Kerim Erim 1894 yılında İstanbul’da doğmuştur. İlköğretimini Halep’te tamamladıktan sonra orta öğretimini hem kendi imkanlarıyla özel ders alarak hem de Hendese-i Mülkiye Mektebi’nde yapmıştır. Ortaöğretimini bitirdikten sonra Mühendis Mektebi Âlisi’ne kayıt olmuştur. Mühendis Mektebi Âlisi’nden 1914 yılında “Aliyy-ül-a’lâ” derecesi ile mezun olmuştur. Aynı yıl Mekteb’in Riyâziyyat-ı Âliye Muallim Muavinliği görevine başlamıştır.
1917 yılında eğitimi için Berlin’e giden Kerim Erim Berlin Üniversitesi’nde matematik eğitimi almıştır. 1919 yılında ise Erlangen Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır.Türkiye’ye dödükten sonra öğretmenlik görevlerinde bulunmuştur. 1919 yılında Yüksek Mühendis Mektebi’nde nazarî hisâb ve handese-i tahlîliye derslerini, daha sonra ise 1933 yılına kadar kozmografya, müsellesât, felsefe-i ilmiyye, tamâmî ve tefâzulî hesâb, mihanik, mihanik-i riyâzi derslerinin hocalığını yapmıştır. 1925 yılında Zonguldak Maden Yüksek Mühendis Mektebi’nde ders vermiştir. Mühendis Mektebi Mecmuası’nda yazı kuruluda iken matematik ile ilgili birçok makale yazıp mecmuada yayımlamıştır. 1929 yılında müderrisliğe yani Ordinaryüs Profesörlüğe yüksemiştir. 1933 yılında ise Atatürk Üniversite Reformu’ndan sonra İstanbul Üniversitesi’nde profesör, Fen Fakültesi’nde ise dekan olarak göreve başlamıştır. İstanbul Üniversitesi’nde üstlendiği dersler şunlardır: Analiz II, Fonksiyonlar Teorisi, Analiz II Tatbikatı, Fonksiyonlar Tatbikatı, Matematik Prosemineri, Matematik Semineri, Rölativite Teorisi. Bunun haricinde Matematik Enstitüsü’nün direktörlüğünü hayatının sonuna kadar devam ettirmiştir.Kerim Erim 28 Aralık 1952 yılında İstanbul’da yaşamını yitirmiştir.
2. TÜRK MATEMATİK TARİHİNDEKİ YERLERİ:
Osmanlı döneminde yeni usul matematikçileriyle yeni araştırmaların, yeni konuların, yeni terimlerin Türkiye’ye girmesi eğitimde de yeni dönemin başlamasına sebep olmuştur. Matematik, fizik, astronomi, mühendislik gibi alanlarda yeniliklerin Türkiye’ye girmesi yurtdışına gönderilen öğrencilerle beraber olmuştur. Öğrencilerin yurtdışına gönderilmesinde en büyük sebeplerden biri oradaki yenilikleri takip etmektir.
Salih Zeki yazdığı kapsamlı eserleriyle, ders kitaplarıyla ve bulunduğu görevlerle ön plana çıkan matematikçilerimizdendir. Mantık ve matematik arasında ilişki kurmuş, özellikle matematikte ispatın, önermenin ilişkisine dayanan mantıksal çıkarım olduğu görüşünü belirtmiştir. Mantık konusunda önerme ve kıyas terimlerini incelemiş, matematikte ise aksiyon, postüla ispat, ihtimal, indirgeme, metod gibi terimleri incelemiştir. Bu terimler mantık ve matematik ilişkisinde incelediği konulardır. Matematiğin birçok işlemini mantıkta kullanmıştır.
Yazdığı Âsâr-ı Bâkıye ve Kâmûs-ı Riyâziyyât eserleriyle bir matematik felsefesi yapmıştır. Âsâr-ı Bâkiye eseri 4 cilt, Kâmûs-ı Riyâziyyât eseri ise toplamda 10 ciltten oluşmaktadır. Özellikle Kâmûs-ı Riyâziyyât eseri çok kapsamlı bir çalışma olup, Salih Zeki’nin en önemli eseridir. Kâmûs-ı Riyâziyyât eseri Matematiksel Bilimler Ansiklopedisi’dir. Sadece birinci cildini yayımlamıştır. İlk cildi 400 sayfadır. Eğer diğer ciltleri yayımlanmış olsaydı çağdaş bilimlerin yayılmasında önemli rol oynayıp, bilim tarihi bilincinin ilerlemesinde önemli bir eser olacağı düşünülmektedir.
İntegral alma, sonsuz küçük, episikloid gibi yeni terimleri eserlerinde detaylı bir şekilde anlatmıştır. Aynı zamanda ∞, γ ve π sembollerini kullanmış olması modern matematik kavramlarına hakim olduğunu göstermektedir. Hisab konusunda da bugün kullandığımız metotları kullanmıştır. Yazdığı okul kitabında çarpma ve bölmenin şu an kullanılan klasik yöntem dışında 9 ile sağlama yöntemini kullanmış, işlem öncelikleri, bölünebilme kuralları, kesirler ve kesirlerde 4 işlemin uygulanması, EBOB ve EKOK gibi konuları bugünkü metodlara yakın metotlarla açıklamıştır.
Salih Zeki kullandığı metodların daha anlaşılır ve akılda kalıcı olması için hisab konularının geometrideki karşılığını göstermiştir. Ezber sistemine karşı çıkmıştır. Özellikle geometri konusunda yazdığı okul kitabı olan İlk Hendese Dersi Birinci Sınıf kitabının önsözünde dersi verecek olan öğretmenlere kılavuz şeklinde bir uyarı yazmıştır. Bu uyarıda kitapta bulunan konuların ezberletmeden çocuklara açıklanması gerektiğini hatta bu konuların günlük hayatta kullandığımız aletlerde, doğada açıklanmasını söylemiştir.
Yurdışında eğitime gidenler arasında olan Salih Zeki, yurtdışından aldığı bilgileri Türkiye’ye aktararak matematik tarihimizde önemli bir yere sahip olmuştur. Yaptığı tercümeler, bulunduğu görevler dışında yazdığı kapsamlı eserlerle çağdaş matematiğin açıklanmasında önemli bir yere sahiptir.
İlk doktoralı Türk matematikçilerinden Kerim Erim, aldığı doktor unvanı, yaptığı matematiksel çalışmalarla beraber Türk matematik tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Kerim Erim aynı zamanda Türkiye’de matematik doktorası yöneten ilk matematikçimizdir. Diferensiyel ve integral hesap, matematiksel analiz gibi konuları detaylı bir şekilde açıklamış ve üzerinde durmuştur. Yurdışında ki gelişmeleri takip etmiş ve Richard von Mises, Willy Prager, Patrick du Val gibi önemli matematikçilerin Türkiye’de çalışmalara katılmalarını sağlamıştır.
Kerim Erim matematikte ispatlara çok önem vermiştir. İspat kullandığı zaman bu ispatın kesin olmasına dikkat etmiştir. Hüseyin Tevfik Paşa’nın Linear Algebra isimli eserinin önsözünü Türkçeye çevirmiştir. Buradan sadece yurdışında olan eserleri değil Türk matematikçilerin yazdığı önemli eserlere de dikkat ettiği farkedilmektedir. Matematik tarihi hakkında yazılar yazmıştır. Tanzimat ve Müspet İlimler: Riyâziye isimli makalesi Hoca İshak Efendi, Hüseyin Tevfik Paşa ve Salih Zeki’nin de isimlerinin geçtiği makalesidir ve bu üç ismi matematiğin öncüleri olarak kabul etmişir. Hüseyin Tevfik Paşa ve Salih Zeki’nin yazdığı eserleri tanıtmış ve değerlendirme yapmıştır.
Birçok uluslararası gelişmeyi takip eden Kerim Erim, Einstein ile görüşme fırsatı bulmuştur. Einstein ile görüşebilmesi, çalışmalarından bahsetmesi, matematik ve fizik hakkında konuşmalar yapması Türk matematik tarihinde önemli bir yere sahiptir. Kerim Erim sadece okullarda ders vermekle yetinmemiş, yurdışında kongrelere katılıp kendini geliştirmeyi başarmıştır. Kendisi bir matematik kongresini İstanbul’da düzenleyip hazırlıkları yönetmiştir.Mühendis Mektebi Mecmuası’nda birçok makale yayınlamıştır. Dergah dergisinde Einstein’ın görelelik kuramlarını tanıtmakla yazı hayatına başladığı bilinmektedir. Kerim Erim yazdığı ders kitaplarıyla da gelecekteki nesillere kolaylık sağlamayı amaçlamıştır. Mihanik, Nazarî Hesap, Analiz, Diferensiyel ve İntegral alma, analitik fonksiyonlar gibi önemli konular üzerine durmuştur.
Not: Bu metin II. Üsküp Düşünce Okulu Sempozyumu’nda (II. Üsküp Düşünce Okulu Mezuniyeti) sunulmuştur.