Gençlerde Dindarlık Algısı: Üsküp Örneği (18–25)

 Gençlerde Dindarlık Algısı: Üsküp Örneği (18–25)

Giriş: Gençlik ve İnanç Arasındaki Dönüşen Bağ

Din, insanlığın en eski toplumsal kurumlarından biri olarak bireylerin kimliğini, değer dünyasını ve yaşam biçimini derinden etkilemiştir. Ancak özellikle gençlik dönemi, bireyin kimlik arayışına girdiği, hayatı anlamlandırmaya çalıştığı ve inanç sistemlerini yeniden değerlendirdiği bir geçiş evresidir.

Bu dönemde gençlerin dindarlık algısı yalnızca bireysel bir inanç meselesi değildir; aynı zamanda yaşanılan toplumun kültürel, sosyal ve ekonomik yapısından doğrudan etkilenir. Küreselleşme, dijitalleşme ve bireyselleşme gibi modern dinamikler, gençlerin dinle kurduğu ilişkiyi geçmiş kuşaklara kıyasla çok daha karmaşık ve çok boyutlu hale getirmiştir.

Artık gençler dini, yalnızca ailelerinden devraldıkları bir miras olarak değil, kişisel anlam arayışlarının bir parçası olarak deneyimlemektedirler. Bu bağlamda Üsküp’te yapılan araştırma, çok kültürlü bir şehirde genç bireylerin dinle kurdukları ilişkiyi anlamak açısından oldukça değerli bir örnek sunuyor.

Dindarlık Kavramı ve Boyutları

Dindarlık, bireyin dini inanç ve değerleri kendi hayatına ne ölçüde yansıttığıyla ilgilidir. Yani sadece ibadet etmek ya da dini kuralları yerine getirmek değil; kişinin davranışlarını, değer yargılarını, dünyayı yorumlama biçimini ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren bir yaşam tarzıdır.

Araştırmada, dindarlığın dört temel biçimi ele alınmıştır:

  • Geleneksel dindarlık: Aileden ve toplumdan aktarılan dini pratiklere bağlı kalma biçimidir.
  • Bireysel dindarlık: İnancın öznel biçimde yaşanması, sorgulama ve içselleştirme sürecini ifade eder.
  • Kültürel dindarlık: Dini kimliği kültürel bir aidiyet unsuru olarak benimsemeyi içerir.
  • Sosyolojik dindarlık: Dinin toplumsal yapılar ve kültürel normlarla etkileşimiyle ortaya çıkar.

Bu dört boyut, Üsküp’te yaşayan gençlerin dindarlık anlayışının da temellerini oluşturmuştur. Araştırma, gençlerin inançlarını hem geleneksel mirasın hem de modern bireysel tercihlerin etkisiyle yaşadığını ortaya koymaktadır.

Gençlik Döneminde Dinle İlişki

Gençlik, bireyin hem fizyolojik hem psikolojik anlamda değişim yaşadığı, aynı zamanda dünyayı sorgulamaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde din, gençlerin anlam arayışını, aidiyet ihtiyacını ve kimlik oluşumunu destekleyen önemli bir yapı olarak öne çıkar.

Geleneksel toplumlarda din, bireyin kimliğini şekillendiren en temel referans noktalarından biridir. Ancak modern toplumlarda, gençler dinle olan ilişkilerini daha çok bireysel yorum ve seçimleriyle belirlemektedir. Bu durum, bazı gençlerde dini pratiklerin azalmasına neden olurken; bazı gençlerde tam tersine, dini değerlerin bir direnç alanı ya da kimliksel duruş biçimine dönüşmesine yol açmaktadır.

Dolayısıyla gençlik ve din ilişkisi, basit bir “yakınlaşma” veya “uzaklaşma” çizgisiyle açıklanamaz. Üsküp gibi çok kültürlü bir şehirde, bu ilişkinin şekillenmesinde aile, eğitim, medya, etnik kimlik ve toplumsal aidiyet gibi faktörlerin iç içe geçtiği görülmektedir.

Araştırmanın Kapsamı ve Yöntemi

Bu araştırma, Üsküp’te yaşayan 18–25 yaş arası gençlerin dindarlık algısını anlamayı hedeflemiştir. Çalışmada üç temel hipotez test edilmiştir:

  1. Düzenli ibadet etme sıklığı ile manevi huzur arasında pozitif ilişki vardır.
  2. Dini sohbetlere katılım ve dini yayınları takip etme, günlük davranışları etkiler.
  3. Dini etkinliklere katılım düzeyi, bireylerin sosyal aidiyet duygusunu güçlendirir.

Araştırmada 43 katılımcıyla anket yapılmış, veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların %67’si kadın, %33’ü erkek olup, etnik dağılımda %56 Arnavut, %40 Türk ve %4 diğer gruplar yer almıştır.

Bulgular: Dinin Gençlerin Hayatındaki Yeri

Sonuçlar, Üsküp gençliğinin genel olarak yüksek bir dindarlık düzeyine sahip olduğunu göstermiştir. Katılımcıların çoğu “Dinim benim için çok önemlidir” ve “İnancıma göre yaşamaya çalışırım” ifadelerine güçlü biçimde katılmıştır.

Ortalama dindarlık puanı 4.39/5 olarak ölçülmüştür. Bu durum, gençlerin inançlarını yalnızca teorik düzeyde değil, gündelik yaşamlarında da rehber edindiklerini göstermektedir.

Cinsiyet Farkı

Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri, kadın katılımcıların erkeklerden daha yüksek dindarlık düzeyine sahip olmasıdır. Bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Literatürde de kadınların dine daha fazla yönelme eğiliminde olduğu sıkça vurgulanmaktadır.

Kadınların duygusal duyarlılıkları, aile içindeki rollerinin dini pratiklerle daha fazla kesişmesi ve toplumsal rollerin etkisi bu farkın temel nedenleri arasında sayılabilir.

Etnik Kimlik ve Eğitim Düzeyi

Araştırma, etnik kimlik ve eğitim düzeyi açısından dindarlık düzeyinde anlamlı bir fark bulunmadığını göstermektedir. Bu bulgu, dindarlığın Üsküp özelinde daha çok bireysel bir tercih ve içsel yönelim olduğunu ortaya koymaktadır.

Yorumlar: Modern Dünyada Dinin Yeni Yüzü

Bu araştırma, gençlerin dine ilgisinin tamamen zayıfladığına dair genellemelerin geçerli olmadığını açıkça göstermektedir. Sekülerleşme ve bireyselleşme çağında bile din, gençler için anlam, istikrar ve kimlik kaynağı olmayı sürdürmektedir.

Üsküp’te yaşayan gençler için din, sadece ibadetlerin toplamı değil; aynı zamanda kültürel kimliğin bir göstergesi, toplumsal aidiyetin bir işareti ve manevi doyumun kaynağıdır.

Kadınlarda daha güçlü gözlemlenen dindarlık, dini sosyalizasyon süreçlerinin cinsiyet boyutunu öne çıkarırken; etnik farklılıkların belirgin etki göstermemesi, Üsküp’te dinin birleştirici bir unsur olarak varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

Sonuç ve Öneriler

Araştırmanın sonuçları, Üsküp’teki gençlerin dini değerlere büyük ölçüde bağlı olduklarını, inançlarını hayatlarının merkezine yerleştirdiklerini ve dini kimliği toplumsal kimliğin ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini göstermektedir.

Dindarlık, gençler için sadece geçmişten miras kalan bir kavram değil; geleceğe yön veren bir anlam ve yön bulma kaynağı haline gelmiştir.

Öneriler

  1. Gençlere yönelik din eğitimi programları sorgulayıcı düşünceyi teşvik etmeli, katı kalıplardan uzak olmalıdır.
  2. Kadınların yüksek dindarlık potansiyeli, dini faaliyetlerde aktif rol almaları yönünde değerlendirilmeli, kadınlar yalnızca pasif değil üretici aktörler olarak görülmelidir.
  3. Kültürel çeşitliliğe duyarlı yaklaşımlar geliştirilmeli, Üsküp gibi çok kimlikli şehirlerde ortak değerler ön plana çıkarılmalıdır.
  4. Dijital platformlar, gençlerin dini bilgiye ulaşabileceği güvenilir alanlara dönüştürülmelidir.
  5. Toplumsal katılım ve dini etkinlikler aracılığıyla gençlerin sosyal aidiyet duygusu güçlendirilmelidir.

Kapanış

Sonuç olarak, bu araştırma Üsküp gençliğinde dinin hâlâ güçlü bir yönlendirici unsur olduğunu göstermektedir. Dindarlık, artık yalnızca geçmişin bir mirası değil; modern çağın gençleri için kimlik, anlam ve yön bulma aracıdır.

Bu yönüyle din, bireysel inançtan çok daha fazlasıdır: toplumsal hafızayı canlı tutan, kimliği pekiştiren ve geleceğe dair umut inşa eden bir güçtür.

 Üsküp Düşünce Okulu – Ayşe Kol’un Araştırmasından Derlenmiştir.
Not: Bu metin 6. Üsküp Düşünce Okulu Sempozyumu’nda (6. Üsküp Düşünce Okulu Mezuniyeti) sunulmuştur.


Benzer Yazılar

Yorum Yap