Prenslik ve Çarlık Dönemlerinde Bulgaristan Türk Basını ve Türk Kimliği (1878-1946)

Prenslik ve Çarlık Dönemlerinde Bulgaristan Türk Basını ve Türk Kimliği (1878-1946)

Balkan coğrafyası, tarih boyunca farklı etnik, dini ve kültürel unsurların bir arada yaşadığı, bu nedenle de sık sık siyasal ve toplumsal çatışmalara sahne olan bir bölge olmuştur. Osmanlı Devleti’nin yaklaşık altı asır süren hâkimiyeti sonrasında 1878 Berlin Antlaşması ile başlayan süreç, bölgedeki güç dengelerini değiştirmiş ve Osmanlı toprakları üzerinde yeni ulus-devletlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu dönüşümden en fazla etkilenen topluluklardan biri de Bulgaristan Türkleridir. Berlin Antlaşması ile kurulan Bulgaristan Prensliği, ardından gelen Çarlık dönemi (1908–1946), ülkedeki Türkler için hem siyasal hem de kültürel açıdan yeni bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. Yüzyıllardır bölgenin asli unsurlarından biri olan Türkler, bu süreçte azınlık konumuna düşmüş; göçler, asimilasyon politikaları ve baskılar sonucunda kimliklerini koruma mücadelesi vermek zorunda kalmışlardır. Bu mücadelede en önemli araçlardan biri Türk basını olmuştur. Türkçe gazeteler ve dergiler yalnızca haber aktarmamış, aynı zamanda dilin korunması, dini kimliğin sürdürülmesi, tarihsel bilincin canlı tutulması ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi işlevlerini de üstlenmiştir. Özellikle Prenslik döneminde Jön Türklerin faaliyetleriyle canlanan basın, Çarlık döneminde farklı siyasi, toplumsal ve kültürel koşullar altında Türk kimliğinin yaşatılmasında kritik bir rol oynamıştır.

Osmanlı Devleti’nin Rumeli topraklarından çekilmesiyle Bulgaristan Türkleri için yeni bir dönem başlamıştır. Türkler, yüzyıllardır sahibi ve hâkimi oldukları topraklarda artık azınlık bir toplum olarak varlıklarını sürdürmek zorunda kalmışlardır.

1878 yılında Berlin Antlaşmasıyla kurulmasından 1908 yılında bağımsızlığını elde etmesine kadar geçen 30 yıllık Bulgaristan Prensliği döneminde Türkler ve Müslümanlar, dini, siyasi, iktisadi ve kültürel anlamda baskılar ve haksızlıklara maruz bırakılarak Bulgaristan’ı terk etmeye zorlanmıştır. Böylece 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında gerçekleştirilmek istenen fakat tamamlanamayan Türkler ve Müslümanlardan arınmış bir Bulgaristan yaratma çalışmaları devam etmiş ve Türklerin Anadolu’ya göçleri başlamıştır. Dolayısıyla Türkler asırlardır yaşadıkları topraklarda azınlık durumuna düşmüştür. Türklerin bölgedeki nüfus oranlarını azaltmak için planlı şekilde Bulgarlaştırma politikaları uygulanmıştır. Bu süreçte Bulgarlar tarafından camiler tahrip edilmiş ve kiliseye dönüştürülmüştür. Türkler zorla Hristiyanlaştırılmaya çalışılmış ve bu yönde baskı politikaları uygulanmıştır. Savaş sonrasında bölgede kalan Türkler Bulgaristan topraklarında etnik bir azınlık olarak varlığını sürdürmek zorunda kalmıştır. Artan baskı ve yasaklarla Türk basını, Türkçe dili, Türkçe eğitim kısacası Türk kimliğinin kamusal alandaki görünürlüğü sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Türkler, bu yeni ortama ayak uydurmak zorunda bırakılmıştır [1].

Toprakların asıl sahibi olmaktan azınlık konumuna düşen Türklerin varlıklarını sürdürmek ve seslerini duyurmak amacıyla yaptıkları yayınlar, Türk toplumunun gözü ve kulağı olmuştur. Yeni politik ortamda Türk azınlığı için hayati önem taşıyan ve iktidar tarafından askıya alınan pek çok sorun bu gazetelerde dile getirilmiştir. Bu süreç Türkiye’de Abdülhamit’in “İstibdat Dönemi” olarak adlandırılan döneme denk gelmiştir. Bu doğrultuda Türkiye’deki yönetimden kaçan Jön Türkler, Bulgaristan’da gazete ve dergi çıkararak burada önemli bir Jön Türk basını oluşmasını sağlamıştır. Bu dönemde Bulgaristan’da birçok gazete ve dergi yayınlanmıştır. İkinci meşrutiyetin ilânına kadar Bulgaristan’da çıkan gazetelerin çoğu Jön Türkler tarafından çıkarılmıştır [2]. Bu süreçte Türkçe dilinin, Türk kimliğinin yaşatılması açısından Türk basın yayın araçlarına büyük görev düşmüş ve bölgedeki Türkler bu süreçte yoğun şekilde basın yayın faaliyetlerine yönelmişlerdir. Kısa bir zaman içinde yeni şartlara ayak uydurmak zorunda kalan Bulgaristan Türkleri, yeni yayın organlarını devreye sokmaya başlamışlardır. Bu doğrultuda 1879-1908 yılları arasında Bulgaristan’da yayınlanan Türkçe gazete ve dergi sayısı artarak elliye ulaşmıştır [3].

Bulgar Prensliğinde devlet tarafından çıkarılan ilk Türkçe gazete Bulgaristan Resmî Gazetesi Tercümesi’dir. 1879 yılında haftalık olarak çıkarılan gazete, Bulgaristan Hükümetinin Resmî Gazetesinde Bulgarca yayınlandığı yasaları, kararları, yönetmelikleri Türkçeye çevirerek Türklerin kendi dillerinde gazete yayınlarına erişmesi sağlanmıştır [4]. Bu dönemde çıkarılan dergi ve gazeteler ile Türk dili, kültürü, Türk eğitimi ve Türk gazeteciliği alanlarında Türk uygarlığı yükseltilmeye çalışılmış ve bunun için çaba sarf edilmiştir [5]. Bulgar Prensliğinin başkenti Sofya’da ilk çıkan Türkçe gazete Tarla’dır. Gazete 1882 yılının ikinci yarısında haftalık olarak yayımlanan bir edebi gazete olarak Türkçe ve Bulgarca çıkarılmıştır. Bundan sonraki yıllarda Sofya’da iki Türkçe gazete daha çıkmıştır. Bunlar; Dikkat (1883-1885) ve Çaylak (1884-1885) gazeteleridir. Haftada bir çıkan bu gazetelerde politikadan başka, eğitime de yer verilmiştir. 1885’te Doğu Rumeli Vilâyeti de Bulgaristan Prensliği’ne katılınca Türklerin sayısı çoğalmıştır. Bunu izleyen yıllarda Filibe, Sofya, Varna, Rusçuk vb. şehirlerde birkaç Türkçe gazete daha yayınlanmıştır. Prenslik döneminde Bulgaristan’da Türkçe gazetelerin yanı sıra Türkler yaşadıkları coğrafyada kendi kimliklerini, dillerini korumak adına bazı kültür kitapları vb. yayınlar da yapmışlardır. Bu dönemde Türkçe süreli basın sayısı hakkında farklı bilgilere ulaşılmıştır [6].

1887’de Varna Postası ve Serbest Bulgaristan, 1894’te Sebat, 1906’da Şark gazeteleri çıkmaya başlamıştır. Toprakların asıl sahibi olmaktan azınlık konumuna düşen Türk halkının toplumsal varlığın sürdürülmesine yönelik bir işlev üstlenen bu yayınlar, uzun bir süre toplumun gözü ve kulağı olma görevini üstlenmiştir. Yeni politik ortamda Türk azınlığın hayati önem taşıyan ve iktidar tarafından askıya alınan pek çok sorun bu gazetelerde dile getirilmiş, sorunlara çareler aranmıştır. İmparatorluk topraklarında yaşanan siyasî çalkantılar, sarayla aydınların sistem mücadelesi kısa sürede Balkanlara da sıçramıştır. İstanbul’dan kaçan bazı Jön Türkler, Bulgaristan’a sığınarak Prenslik Bulgaristan’ında bir Jön Türk basınını oluşturmuştur [7]. Bu doğrultuda Bulgaristan’da Türkçe çıkan gazetelerin yarısından çoğu Jön Türklerin yayını olmuştur. II. Abdülhamid’in istibdadından kaçarak Bulgaristan’a sığınan Jön Türkler 25-30 aralığında Türkçe gazete çıkarmış, bunların birçoğu II. Abdülhamid’in istibdadını eleştirmiştir. Bunun aksine Hilâl, Bedreka-i Selâmet, İttihad-ı İslâmiye gazeteleri ise II. Abdülhamit politikasını desteklemiştir. Bulgaristan Türkleri ulusal benliğin, bilincin ve gururun yükselmesi, okulların ve dinî kuruluşların ıslah olunup, sağlam temellere oturtulması yönünde mücadele vermişlerdir. Jön Türkler tarafından çıkartılan gazetelerin birçoğu Filibe’de basılmıştır. Bunun en önemli sebebi Filibe’nin İstanbul’a yakın olması, süreli basının da başkent İstanbul’a hızlı bir biçimde ulaştırılmasıdır [8]. 

Bu dönemde çıkarılan süreli yayınlarda Türk dili, eğitim ve kültüre ilişkin konulara ağırlık verilmiş çocuklara uygun yazılar da yer almıştır.

Jön Türklerde bu durumu destekleyerek bu tür konulara kendi çıkardıkları gazetelerde oldukça yer vermişlerdir. Böylece çıkardıkları süreli yayınlarla, aynı zamanda Jön Türklerden bazıları da öğretmenlik yaparak Bulgaristan Türklerinin eğitim ve kültürel kalkınmasına büyük katkı sağlamışlardır. Bu yayınlarla Bulgaristan’da Türk dilini, kimliğini, eğitim ve yaşamını Türk basın yayın aracılığıyla daha da yüksek bir düzeye ulaşmasını amaçlamışlardır [9]. Bulgaristan’da yaşayan Türk azınlığına millî bir şuur aşılama, eğitim ve kültür alanlarında bir gelişme süreci başlatma amacı güden bu yayın organlarını Türk hükümetini destekleyenler ve ona karşı olanlar şeklinde ikiye ayırmak mümkündür. İlk grupta; Muvazene (1897-1905), Uhuvvet (1904-1905), Tuna (1905-1910), Rumeli (1906) Rumeli Telgrafları (1906) ve Balkan (1906-1916) gibi gazeteler yer almaktadır. İkinci grupta ise; Bedrak-ı Selamet (1896-1897), Hilal (1883-1885), İttihad-ı İslamiye (1908-1909) gibi yayın organları yer almıştır. Bu gazetelerin ortak noktası Bulgaristan Türklerinin istek ve ihtiyaçlarına tercümanı olmak, seslerini kendi ana dillerinde duyurmak, Türklerin milli kimliklerine benliklerine sahip çıkmaktır [10]. 1912’de başlayan Balkan Harbi, Bulgaristan’daki Türkçe basını da derinden etkilemiştir. Bu dönemde büyük siyasî partiler kendi görüşlerinin propagandasını yapan Türkçe gazete ve dergiler çıkarmaya başlamıştır. Merkez sol görüşün yayın organı olan Çiftçi Bilgisi, Bulgaristan Komünist Partisi Yayın Organı olan Ziya gazetesi, Demokrat Parti’nin politik çizgisini izleyen Tunca ve Dostluk gazeteleri bunlardan birkaçı olmuştur. Bu gazeteler hem birbirleriyle hem de karşıt görüşlerle sürekli bir mücadele içerisine girmiştir [11].

 Balkan Harbi ve ardından Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte bölgedeki Türkler için her alanda zorlu günler yaşanmıştır. Türkçe basın yayın faaliyetleri gerilemiştir. Jön Türklerden biri olan ve Bulgaristan Türklerinin eğitim, kültürel kalkınmasına büyük katkılar sunan Ethem Ruhi, Balkan gazetesini (1906-1916) çıkarmıştır. Gazete kapatıldıktan sonra Resimli Balkan (1916-1918) adında bir dergi çıkarmıştır. Birinci Dünya Savaşının sona ermesinin ardından 1919’da imzalanan Neuilly Barış Antlaşması ile azınlıkların korunması konusundaki hükümlerinin uygulanması, Bulgaristan Türkleri için umut verici olmuş eğitim ve kültür alanında yapılan çalışmalar olumlu yönde etkilenmiştir. Böylece Türkçe dili basın yayın alanında rahatlıkla kullanılmaya başlanmış Türkçe basında canlanma yaşanmıştır [12].

Bu süreçte yayın hayatına başlayan Ahali (1919-1921), Koca Balkan (1925), Bulgaristan (1926), Rehber (1928-1933), Deliorman (1922-1933), Terbiye Ocağı (1921- 1933), Halk Sesi (1924-1934), Karadeniz (1933-1934), Özdilek (1931-1932), Rodop (1929-1934), Turan (1928-1934) gibi gazete ve dergiler Türkiye’deki gelişmelerden etkilenmiş ve Türkiye’de yaşanan olayları desteklemişlerdir. Bu gazete ve dergilerin aksine Rumeli (1924), Yarın (1934), Açık Söz (1936- 1937), İntibah (1928-1931), Medeniyet (1933- 1944), gibi yayınlar da yer almıştır. 1934’te Bulgaristan’daki siyasî ve sosyal hayatı yeniden alt üst eden askeri-sivil darbe ve arkasından gelen dikta rejimi ile yeni ve eski harflerle yayın yapan Türkçe gazete ve dergiler birbiri ardına kapatılmıştır. 1944’e gelindiğinde bölgede Türkçe yayın hayatı sona erdirilmiştir. Bu tarihten itibaren yeni Bulgar rejimi her türlü basın faaliyetini devlet tekeline almıştır. Gazete ve dergiler, bundan sonra Komünist Parti’nin ve Parti Gençlik Kolu’nun yayın organları olarak çıkmaya başlamıştır [13].
Not: Bu metin VI. Üsküp Düşünce Okulu Sempozyumu’nda (VI. Üsküp Düşünce Okulu Mezuniyeti) sunulmuştur.

Kaynakça 

[1] Börklü, M. Y. Tarihî Seyri İçinde Bulgaristan Türklerinin Durumu ve Türkiye’nin Bölge Türklerine Yönelik Politikaları. Bilig Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt.10. (1999):61-79.

[2] Görmen, E. Balkanlarda Osmanlı sonrası Türk basınının seyri: Üsküp Köprü Dergisi üzerine bir inceleme. Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, (2024).

[3] İslam, A. Balkanlarda Türkçe Basın Hakkında Bir Değerlendirme. Bilig-19/Güz, (2001): 54-67.

[4] Yenisoy, H. S. (2012). Bulgaristan’da Türkçe basın (1865-2010). Kırcaali Haber.

[5] Çakmakçı, İ. M. Bulgar Yayınlarında ve Eğitim Hayatında “Türk İzleri”. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi13(2), (2011): 89-103.

[6] Yenisoy, Bulgaristan’da Türkçe basın.

[7] İslam, Balkanlarda Türkçe Basın Hakkında Bir Değerlendirme, s. 59-60.

[8] Yenisoy, Bulgaristan’da Türkçe basın.

[9] Yenisoy, Bulgaristan’da Türkçe basın.

[10] İslam, Balkanlarda Türkçe Basın Hakkında Bir Değerlendirme, s. 59-60.

[11] İslam, Balkanlarda Türkçe Basın Hakkında Bir Değerlendirme, s. 59-60.

[12] Yenisoy, Bulgaristan’da Türkçe basın.

[13] İslam, Balkanlarda Türkçe Basın Hakkında Bir Değerlendirme, s. 59-60.

Benzer Yazılar

Yorum Yap