Nüfusunun çoğunluğu Türk ve Müslüman olan Batı Trakya’nın kaybı Türk milletinin hafızasında derin izler bırakmıştır. Nüfusunun yüzde yetmişten fazlası Türk olan bir toprağın kaybedilmesinin kabullenilmesi kolay olmamıştır. Balkan Savaşları döneminde Osmanlı Devleti’nde iktidarda bulunan İttihat ve Terakki Fırkası’nın önde gelen isimlerinin çoğunlukla Rumeli kökenli olması da bölgenin kaybının yarattığı travmayı daha belirgin hale getirmektedir. Batı Trakya’nın Türk ve Müslüman kimliğinin en önemli göstergelerinden biri 93 Harbinden sonra Rusya tarafından kurulan Büyük Bulgaristan içerisinde dahi Batı Trakya’nın yer almamasıdır.
Osmanlı Devleti, Balkan Savaşları sonunda kaybettiği Batı Trakya’dan hemen vazgeçmemiş zamanı geldiğinde ve uygun şartlar oluştuğunda bölgeyi yeniden alabilmek için beklemiştir. İkinci Balkan Savaşında Osmanlı Devleti hiçbir direnişle karşılaşmadan Edirne ve Doğu Trakya’yı kurtarmıştı. Bu harekata üçlü İtilafın el altından göz yumduğu aşikardır. Ancak sadece Edirne’ye kadar olan bölgeye izin verilmiştir. (ATASE 110-9-1-7 / 175-75-24). Batı Trakya’ya ise Bulgar askeri gücü olmamasına rağmen büyük güçlerin baskısı nedeniyle asker sevk edilememişti. Bunun yerine gayrinizami olarak bazı Osmanlı subayları bölgeye gönderilmiş ve Batı Trakya’da müstakil bir Türk devleti kurdurulmuştu. Yunanistan da kendi menfaatleri gereği yeni Türk devletine karşı hasmane bir tutum göstermemiştir. Enver Bey’in emrinde bölgeye gönderilen Kuşçubaşı Eşref ve Sami Bey müfrezeleri bölgede bulunan silahlı Bulgar çetelerini kısa sürede bölgeden çekilmeye mecbur bırakmıştı. (ATASE 110-9-1-7 / 148-115-131). Ayrıca Osmanlı Ordusunda asker olarak bulunan Batı Trakyalıların da bölgeye gönderilerek memleketlerinin savunulmasına katkı vermeleri kararı alınmıştı. (ATASE 110-9-1-7 / 401-238-46). Ancak Bulgaristan’da yaşanan hükümet değişikliği sonrasında Batı Trakya’nın yapılan görüşmeler sonucunda Bulgaristan’a bırakılmasına karar verilmiştir. 29 Eylül 1913 tarihinde imzalanan İstanbul Antlaşması ile bu durum resmiyet kazanmıştır.

Almanya’nın aracılığı ile Bulgaristan ve Osmanlı Devleti arasında bir yakınlaşma süreci başlamıştır. Osmanlı Devleti Doğu Trakya konusunda Bulgarların bir daha hak iddia etmeyeceğine ve Doğu Trakya’daki Bulgarların Bulgaristan’a gönderileceğine dair Bulgaristan’la bir anlaşmaya varınca Batı Trakya’nın Bulgarlara bırakılmasına karar verildi.
Öte yandan Osmanlı Devleti Balkanlarda yeni bir savaşın başlaması durumunda Bulgarlara destek olma karşılığında Batı Trakya’yı geri alabileceğine dair Bulgarlarla bazı görüşmeler gerçekleştirmiştir. Bulgarların Balkan Savaşlarından sonra özellikle Dobruca’yı işgal eden Romanya’ya ve Selanik başta olmak üzere Makedonya’nın önemli bir kısmını işgal eden Yunanistan’a karşı bir süre sonra yeniden silahlanıp harekete geçmesi muhtemel olduğundan böyle bir durumda Osmanlı Devleti’nden askeri destek dahil olmak üzere bu görüşmelerde bazı garantiler istemiş ve bunun karşılığında Batı Trakya’nın doğu kısmının Osmanlı Devleti’ne geri verilmesi konusunda bir görüş birliğine varılmıştır. Ancak Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine bu görüşmeler kesin bir sonuca ulaştırılamamıştır. Osmanlı Devleti Batı Trakya’nın Bulgaristan’a geçmesine izin vermesine rağmen bölgede Türklerin nüfus ve nüfuzunun azalmaması için göçü önlemeye yönelik çalışmalarda bulunmuştur. (BOA, HR.SYS 2424-54).
Dobruca’nın Durumu ve Batı Trakya’ya Karşı Dobruca’nın Kullanılması
İttifak Devletleri ile Bulgaristan arasındaki yakınlaşmaya rağmen Bulgaristan İttifak devletlerine Birinci Dünya Savaşı başladığında katılmamış, savaşın gidişatına göre karar vermeyi tercih etmiştir. Çanakkale Zaferi’nin ardından Bulgarlar İttifak devletlerine katılmak için Osmanlı Devleti’nden toprak istemişler ve yapılan müzakereler neticesinde 6 Eylül 1915’te Sofya’da imzalanan antlaşma ile Edirne civarından bir kısım toprak Bulgarlara terk edilmiştir. (Bıyıklıoğlu, 1992, s.103).
Romanya’nın Haziran 1916’da İtilaf Devletlerine katılması ile Osmanlı Devleti Romanya’ya savaş ilan etmiş ve Dobruca’ya asker göndermişti. Romanya savaşta başarılı olamamış Başkent Bükreş dahil topraklarının önemli bir kısmını kaybetmiş Rusya ile beraber Moldova bölgesinde yeni bir cephe hattı oluşturmuştu.

Rusya’nın Bolşevik Devrimi ile birlikte barış istemesi üzerine Romanya’da mecburen sulh istemişti. Bu konu müzakere edildiği zaman Bulgaristan’ın Dobruca üzerindeki hedefleri bilindiğinden Osmanlı Devleti Dobruca’nın tamamını Bulgarlara bırakma karşılığında Batı Trakya’yı talep ettiğini Almanya ve Avusturya’ya bildirmiştir.
Batı Trakya’da Türklerin nüfus çoğunluğunu oluşturması ve bu bölgenin İstanbul’un güvenliği için gerekli görülmesi Osmanlı Devleti’nin Batı Trakya’yı talep ederken dayandığı temel noktalardır. Bulgarlar ise Batı Trakya’da Müslümanların çoğunlukta olduğunu kabul etmekle beraber bölgedeki Müslümanların Bulgar kökenli olduğunu iddia etmektedirler.
Osmanlı idaresi döneminde bölgede yaşayan Bulgarların zorla Müslümanlaştırıldığı, Müslüman olmak istemeyenlerin Rus koruması altında Besarabya’ya göç ettiği ileri sürülmüştür. (BOA, HR.SYS 2450-23). Batı Trakya ile ilgili olarak Edirne Valisi Hacı Adil Bey tarafından hazırlanan rapora göre Bulgarların ifadeleri yanlıştır. Bölgedeki Müslümanlar ırken Türk oğlu Türk’tür. (BOA, HR.SYS 2360-4-2).
Batı Trakya ile ilgili olarak Bükreş görüşmelerinde Almanya üzerinden yapılan girişimler Bulgaristan’ın diretmesi nedeniyle başarısız olmuştur. Bu görüşmelerde Almanya’nın daha önce her iki ülkeye de birbiri ile çelişen vaatler verdiği de ortaya çıkmıştır.
Bükreş görüşmelerinde Bulgaristan Vardar Makedonyası, Güney Makedonya ve Kosova’yı ilhak ederek sınırlarını genişletmişti. Böyle bir ortamda Bulgaristan’dan daha önce prensip olarak anlaşılan Batı Trakya’nın talep edilmesinin gerçekçi bir talep olduğu ortaya çıkmıştı. Bulgaristan’ın Ege’den uzaklaşmak istememesine karşılık İskeçe ve onun limanı Karaağaç’ın dahi Bulgaristan’a bırakılabileceği Osmanlı Devleti tarafından kabul edilse de Bulgaristan sadece Batı Trakya’yı değil kendisine savaşa girmesi için verilen Edirne civarındaki toprakları dahi iade etmeye yanaşmamıştır. Kuşkusuz Bulgaristan’ın uzlaşmaz bir tutum sergilemesinin temel nedenleri arasında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumdur. Irak ve Suriye cephelerinde zor durumda olan Osmanlı Devleti, Bulgaristan üzerinde askerî baskı kurabilecek bir konumda değildi. Bulgaristan, Avusturya-Macaristan tarafından da güçlü bir şekilde desteklenmekteydi. Bu sebeplerle Osmanlı hükümeti Bükreş görüşmelerinde meseleyi daha fazla uzatamadı. Genel sulhtan sonra Romanya ile Bulgaristan’a karşı ileride yakınlaşmanın planlandığı arşiv belgelerinden anlaşılmaktadır.

İttifak devletlerinin ortak yönetiminde olan Kuzey Dobruca’nın Bulgaristan’a devrine izin verilmesi karşılığında Batı Trakya için Almanya üzerinden çetin pazarlıklar yapılsa da Bulgaristan’ın buradan silah zoruyla çıkarılabileceği ve Almanya’nın Dobruca’yı elinde tutarak meseleyi savaş sonuna ertelediği Bükreş görüşmelerinde kesinlik kazandı. Birinci Dünya Savaşında İttifak Devletleri adına nihai kararların verildiği merkez Alman Genel Karargahıydı. Bu karargahta Kayzer Wilhelm’in yanında en etkili generaller Von Hindenburg ve Ludendorff idi. Enver Paşa özellikle Ludendorff üzerinden Alman Genel Karargahını ikna etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır. Sultan Reşat dahi konuyla ilgili Kayzer ile temasa geçmiş nihai olarak meselenin genel sulh sonrasına ertelenmesi savaş devam ederken kesin konuşulmaması kararlaştırılmıştır
Sonuç
Balkan Savaşları’nda kaybedilen Batı Trakya’nın geri alınması İttihat ve Terakki iktidarında daima gündemde olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’nda Avrupa’daki cephelere Osmanlı askerlerinin gönderilme sebeplerinden en önemlisi yapılan fedakarlıklara karşılık Batı Trakya’nın geri alınmasıdır. Romanya’nın teslim olması ile gerekli şartlar oluşmuş ve konu özellikle Almanya nezdinde gündeme getirilmiştir. Almanya’nın gönülsüzlüğü, Bulgaristan’ın inadı ve Osmanlı Devleti’nin diğer cephelerde zor durumda olması neticesinde savaş devam ederken bölge alınamamıştır.
Bulgaristan’da Radoslavof hükümeti 16 Haziran 1918’de istifa etmiş ve yerine İtilaf yanlısı olarak bilinen Malinof tarafından yeni hükümet kurulmuştur. Makedonya’da başlayan İtilaf Devletleri hücumunun başarılı ilerlemesi üzerine Bulgaristan’ın ateşkes ihtimali kuvvetlenmişti. Bulgaristan gizlice İtilaf devletleri ile ateşkesi görüşmeye başlamıştı. Bu durum üzerine Almanya, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı Devleti Bulgaristan’ı savaşta tutmak için Dobruca’nın tamamen Bulgaristan’a verildiğini Berlin’de 24.09.1918 tarihinde yapılan bir protokol ile kabul ettiler. Bulgaristan bu protokol ile kayıtsız şartsız bütün Dobruca’yı ilhak ederken Osmanlı Devleti’ne sınır düzenlemesi olarak Meriç’in Batısından Bosnaköy’ü verecektir. Osmanlı Devleti bu protokol ile ayrıca ileride Bulgaristan’dan hiçbir toprak talep etmeyeceğini de taahhüt etmiştir. (BOA, HR.SYS 2458-74). Bulgaristan’ı savaşta tutmak için Dobruca’nın tamamen Bulgaristan’a verilmesi ve Osmanlı Devleti’nin taleplerinden tamamen vazgeçmesi yeterli olmamış Bulgaristan 30.09.1918’de imzaladığı Selanik ateşkesi ile teslim olmuş ve İttifak Devletlerinin teslim olma sürecini başlatmıştır. Batı Trakya Lozan Görüşmelerinde de gündeme gelmiş ancak bölgede Türklerin dini ve kültürel haklarının korunacağına dair Yunanistan’dan alınan garanti sonrası bölgenin büyük kısmı Yunanistan’a terk edilmiştir.
Not: Bu metin V. Uluslararası Balkan Çalışmaları Kongresi’nde sunulmuştur.