BİNBAŞI HÜSEYİN HİLMİ BEY’İN RAPORUNA GÖRE I. DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA MAKEDONYA TÜRKLERİNİN AHVÂLİ 

BİNBAŞI HÜSEYİN HİLMİ BEY’İN RAPORUNA GÖRE I. DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA MAKEDONYA TÜRKLERİNİN AHVÂLİ 

Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği ve yaklaşık üç milyon kişinin mülteci konumuna düştüğü I. Dünya Savaşı sonucunda, ittifak devletlerinin yenilmesiyle değişen Avrupa coğrafyasında yeni nüfus ve göç hareketleri meydana gelmişti. Bu savaşa Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’la aynı safta giren Osmanlı Devleti de bu yenilgi neticesinde ciddi insani ve ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldı. Buna rağmen elindeki kıt kaynaklar dahilinde Makedonya başta olmak üzere Balkan coğrafyasındaki Türklere gıda ve ilaç yardımı yapmış, güvenli bir şekilde Osmanlı topraklarına göç etmelerine yardımcı olmuştu. Bu yardımların koordine edilmesinde görev alan Osmanlı Karargâh-ı Umûmîsi Murahhası Erkân-ı Harb Binbaşısı Hüseyin Hilmi Bey’in, 1916 yılında Üsküb, Kumanova, Eğripalanka, Köstendil, Cuma-i Bâlâ, Petriç, Ustrumca, Doyran, Gevgili, Köprülü, Pirlepe, Manastır ve Ohri seyahatleri sırasında hazırladığı raporlarda, Makedonya Türklerine I. Dünya Savaşı sırasında yapılan yardımlarla, Türkiye’ye göçleri konusunda önemli tespitler yer almaktadır.

Osmanlı Arşivi’nde Dahiliye Nezareti Emniyeti Umumi Müdürlüğü evrakları arasında yer alan 25 Nisan 1916 tarihli belgede Binbaşı Hüseyin Hilmi Bey, Almanlardan bedeli karşılığında temin ettiği un ve tuzun Makedonyaki Türklere dağıtımının birinci aşamasının tamamlandığını, ikinci aşamasının dağıtımına ise devam edildiğini bildirmiştir.

Bunun halk üzerindeki etkisinin her türlü tahminin çok üzerinde olduğunu ve bu etkinin yalnızca Müslüman halkın Osmanlı Devleti’ne olan güven ve sevgisinin artmasından ibaret olmayıp, aynı zamanda diğer milletlerin ve fiilen Bulgar halkının da, Bulgar Hükümeti’ne karşı Osmanlı Hükümeti’nin şefkat ve himayesini örnek göstermesi sebebiyle son derece önemli olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca Osmanlı’nın bu zor zamanda gösterdiği fedakârlığın bizzat ittifak orduları komutanı Mareşal Mackensen ve yüksek rütbeli Alman subayları üzerinde de çok derin bir etki yarattığını, Osmanlı Hükûmeti’ne karşı büyük bir takdir ve güven duygusu uyandırdığından bahsetmiştir.

Binbaşı Hüseyin Hilmi Bey erzak yardımlarını Makedonyanın en ücra köşesindeki Türklere dahi ulaştırabilmek için Alman ordusunun imkanlarını kullanmış ancak yardım dağıtımında büyük kasabaların müftüleri ve islam cemaatleri ile irtibat kurarak onların vasıtası ile dağıtılmasına özen göstermiştir. Ziyaretleri sırasında kullandığı Osmanlı hilâl ve yıldızını taşıyan hizmet otomobilinin Makedonya Türk halkı üzerinde oluşturduğu güven ve etkiye de değinen Hilmi Bey, halkın önce gözlerine inanmakta güçlük çektiğini daha sonra sönmüş ve dalgın bakışların, hızla ilerleyen hilâli görünce bir anda nasıl parladığını görmenin gerçek bir mutluluk olduğunu belirtmiştir.

Makedonya’da özellikle yaz aylarında yaygınlaşan sıtma ve malarya hastalığına karşı ihtiyaç duyulan sülfato ilacının bu bölgede bulunmaması üzerine Almanya’dan bir miktar sülfato getirtilmesi için girişimde bulunduğunu belirten Hilmi Bey, temin edilecek ilaçların Üsküp, Manastır, Ohri ve Kalkandelen gibi merkezlerde güvenilir eczanelere dağıtılarak, kullanımının yine İslam cemaatlerinin denetimine bırakılacağını bildirmiştir.

Raporun ikinci kısmında Makedonya’dan göç etmek isteyen Türklerin durumu ele alınmış, göç etmek amacıyla Bulgar makamlarına başvuran çok sayıda Türk’ün beş-altı hayvan vagonuna doldurularak Türkiye sınırına doğru sevk edildiğinin öğrenilmesinden sonra “Türkiye yolu açıldı, isteyen herkes sevk ediliyor” söylentisi bütün kasaba ve köylerde yıldırım hızıyla yayılmıştı. Bunun üzerine uzun zamandır göç yolunun açılmasını bekleyen Türklerin, her taraftan Üsküp yönüne doğru adeta bir insan seli oluşturarak akın ettiği belirtilmiştir. 

Hüseyin Hilmi Bey bu plansız göç hareketinin engellenmesi ve Makedonya Türk ahâlisinin zarar görmemesi için uyarılarda bulunmuş ve tedbir alınması gerektiğini belirtmiştir. Türkiye’ye göç etmek maksadı ile ekili tarlalarını ve evlerini bırakıp Üsküp’e doğru yola çıkacakların çok yüksek sayılara ulaşacağı için demiryollarının çalışamaz hale geleceği, istasyonlarda yığılmalar oluşacağı ve halkın perişan hale düşeceği hususunda endişelerini dile getirmiştir. Aceleyle göç yoluna düşen köylülerin tarlalarını ve evlerini yok pahasına almaya çalışan Bulgar tüccar ve simsarlarının türediğine dikkat çeken Hilmi Bey, halkın bu konuda uyarılması gerektiğini de vurgulamıştır. Makedonya’daki Müslüman halkı olağanüstü biçimde zarara uğratacak bu duruma derhal çare bulmak amacıyla müftülere gerekli uyarılarda bulunduğunu, göç esasları kararlaştırılıp bir plan hazırlanmadıkça bu şekilde kontrolsüz ve gelişigüzel göçe izin verilmemesi gerektiğini Makedonya Genel Valiliği’ne yazılı olarak bildirdiğini belirtmiştir. 

Binbaşı Hüseyin Hilmi Bey raporunda, Makedonya’dan gerçekleşecek göçün halen ekili tarlalardaki mahsüllerin tamamen toplanmasından sonra planlı bir şekilde başlatılması gerektiğini vurgulamıştır. Zira askerlik sebebiyle ekilemeyen bazı yerler dışında, Müslüman halkın tarlaları tamamen ekilidir ve mahsulün son derece bereketli olacağı tahmin edilmektedir. Eğer göç yolu bugün açılırsa, Müslümanların bütün ürünleri Bulgarlara kalacak, Anadolu’ya göç edenler ise oradaki tarlaları ekilmiş bulacak ya da ekilmeyen tarlalar için ekim mevsimi çoktan geçmiş olacaktır. Bu şartlar, Makedonya muhacirlerinin ekonomik açıdan ağır kayıplara uğramalarına ve sosyal bakımdan derin bir mağduriyet yaşamalarına sebebiyet verebilecek mahiyettedir. 

Bir an önce göçe karar verilse dahi öncelikle işi, gücü, tarlası ve bağı olmayanların göç ettirilmesi gerektiği, bunun için Köprülü’den itibaren aktarmasız olarak belirli bir hareket çizelgesiyle Niş üzerinden Türkiye sınırına kadar haftada bir normal yolcu treni düzenlenmesinin gerektiği bildirilmiştir. Ancak tarla, bağ, bahçe sahibi olmadığına dair Osmanlı şehbenderlerinden veya bunlara ulaşmanın mümkün olmadığı yerlerde islam cemaatlerinin muhtar ve imamlarından onaylı bir belgeye sahip olmayanlar bu trenlere bindirilmemelidir.

Bulgaristan’ın Türkiye şehbenderlerini tanımadığını belirten Hüseyin Hilmi Bey raporunda, bu durumun Osmanlı Hükümeti’ne karşı doğrudan bir güvensizlik anlamına geldiğini, Bulgar Hükümeti’nden, Makedonyadaki Osmanlı şehbenderlerinin tanınması için talepte bulunulması gerektiğini bildirmiştir. Zira Osmanlı şehbenderlerinin görev başına geçmelerinin kabul edilmesi, aslında Bulgarların da lehinedir. Dilini ve hâlini anlamadıkları yüz binlerce insanın teskin edilmesi ve idari bakımdan düzen altına alınması hususunda Osmanlı şehbenderleri kendilerine önemli ölçüde yardımcı olacaklardır. 

Ayrıca belgenin ekinde, Binbaşı Hüseyin Hilmi’nin hazırladığı, 1916 yılında Osmanlı Devleti’nin Makedonyalı Müslümanlara dağıttığı yardımları içeren çizelgeye de yer verilmiştir.

Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Tarafından Makedonya Ahâli-i İslâmiyesine İhdâ Olunan 305.000 kilo Un ve 6.100 kilo Tuz’un Sûret-i Tevzîini Müş‘ir Cedveldir.

İkinci DağıtımBirinci Dağıtım
Kilo TuzKilo UnKilo TuzKilo UnKazânın İsmi
50020.00060025.000Üsküp
20010.00020010.000Kalkandelen
20010.0001005.000Gostivar
20010.00020010.000Köprülü
60030.00060030.000Manastır
20010.00020010.000Pirlepe
20010.00020010.000Ohri
20010.00020010.000Resne
25015.00025015.000Prizren
25015.00025015.000Priştine
20010.00020010.000Karazoluk
1005.00000Kaçanik
3.100155.0003.000150.000Toplam

Kaynakça:

[1] Osmanlı Belgelerinde Birinci Dünya Harbi, T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel 

      Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayınları N: 130, İstanbul 2013, s. 3.

[2] Mustafa Aksakal, The Ottoman Road to War in 1914: The Ottoman Empire and the First 

     World War, New York: Cambridge University Press, 2008, s. 19.

[3] Paschalis M. Kitromilides, “Imagined Communities and The Origins of The National 

     Question in The Balkans”, European History Quarterly, 1898, vol.19, s. 149-194.

[4] BOA.DH.EUM.VRK.00016.00033.1.

[5] BOA.DH.EUM.VRK.00016.00033.2.

[6] BOA.DH.EUM.VRK.00016.00033.3.

[7] BOA.DH.EUM.VRK.00016.00033.5.

Benzer Yazılar

Yorum Yap