Siyasetnâme türü eserler, farklı bölgelerde yaşamış birçok medeniyetin ortak kültürel mirasıdır. Kadim Yunan ve İran geleneğinde yazılmış bu eserler, İslam dünyasının farklı bölgelerinde de telif edilmiştir. Bu tür eserler, Osmanlı İmparatorluğunun yazım geleneğinde yer almış ve özgün birçok siyasetnâmeler yazılmıştır.
Osmanlı bünyesinde, Balkanlı Âlimlerin yazdığı bu tür eserler incelendiğinde, onların siyasetnâme literatürüne yaptıkları katkı hiç küçümsenmemelidir. Onlar, ilk olarak Orta Çağ’da yazılmış meşhur siyasetnâmeleri Türkçeye kazandırmışlar, ardından da orijinal eserler üretmişlerdir. Bu eserler karşılaştırıldığında görülecektir ki, çoğunlukla Balkanlı âlimlerin yazdığı bu tür eserler, usûl ve yazım yöntemi açısından klasik dönem siyasetnâmelerine benzemektedir. Çok nadir olmakla birlikte siyasetnâmelerin bir türevi olan ıslahatnâme olarak adlandıracağımız bazı eserlerin varlığından da söz edebiliriz.
Balkanlı Âlimlerin Siyasetnâmelerinde Adalet Anlatısı
Siyasetnâmelerin ana temalarından biri olan adalet kavramı, müellifler tarafından çeşitli örneklendirmeler verilerek birtakım anlamlarda kullanılmıştır. Bu anlamlardan biri fetih ve cihat ruhu olarak karşımıza çıkmaktadır.[1] Yine başka bir siyasetnâme girişinde insanlar arasında adalet ve şeriatın korunmasına, dinin kuvvetlenmesine ve cihadın farz oluşuna hamd ederek başlayan müellif, adalet, din ve cihat üçlemesi ile gidilmesi gereken yola dikkat çekmektedir.[2]
Siyasetnâmelerde adalet kavramı, yönetilen ve yöneten arasındaki ilişki için sıkça kullanılır. Bu ilişkiye dair birçok söz, bu eserlerde aktarılmaktadır. Mesela Hasan Kâfi, eserinde bu üçlü ilişkiyi çok iyi kurmuş ve okuyucuyu ikna etmek için birçok sözü bu bağlamda kullanmıştır.[3] Adalet kavramı, din ve cihadın yanında bazı devlet kurumlarının ıslahı ve düzeni için de kullanıla gelmiştir. Siyasetnâme yazarlarına göre ilk olarak adaleti, benimsemek ve bu çerçevede görev yapmak Divan-ı hümayun gibi önemli bir kurum için vazgeçilmezdi. Mesela, Koçi Bey Risalesi’nde Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar Divan-ı Hümayun’un adaletle işlediği, devlet görevlilerinin görevlerini adil bir şekilde yürüttükleri memnuniyetle anlatılmaktadır.[4] Balkanlı âlimlerin yazdığı ve daha çok klasik siyasetnâmelere benzer nitelikteki bu eserlerin dışında, daha modern bir siyasetnâme olan “Risale fi’s-siyase” adlı eserinde Bosnalı Hilmi, adalet kavramını farklı bir bakış açısıyla ele almış ve eserinde gayrimüslimlere müsamaha gösterildiğini ve bu sayede adaletin eşit bir şekilde uygulanmadığından söz etmiştir.[5]
Adalet kavramı, aynı zamanda iktisadi düzen için de siyasetnâmelerde kullanılır. Mesela Abdullah el-Bahrî, hazineye önem verilmesi ile adaletin sağlanabileceğini ve “hazinenin memlekete hizmet yapmakla artacağını, hizmetin/imarın ise adaletin yerine getirilmesi ile olacağını” söyler.[6] Bu söylem, diğer siyasetnâmelerde de sık sık karşımıza çıkmaktadır.[7] Genel olarak bu siyasetnâmelerde adalet kavramı, dini bir terim olarak kullanılmış ve adalet kelimesi taat, itaat, şeriat, din kavramları ile beraber neşredilmiştir.
Siyasetnâmelerdeki Adaletin Ayet ve Hadisler ile Aktarılması
Siyasetnâmelerin kaynakları arasında ilk olarak ayet ve hadisler gelmektedir. Müslümanların yazdığı siyasetnâmelerde Allah tarafından adalet ile ilgili emredilen meşhur ayetler nakledilir. Mesela Nergisîzade, devlet büyüklerine dua manasında “Muhakkak Allah iyiliği ve adaleti emreder. (Nahl: 90)” ayetini, eserinde kullanmıştır.[8] Aynı ayet, Hasan Kâfi tarafından da bu anlamda kullanılmıştır.[9] Bosnalı Hasan Kâfi’nin siyasetnâmesinin girişi, adalet ve siyasetin ayet dayanak gösterilerek açıklanmasından müteşekkildir. “Şüphesiz ki bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah, onların durumunu değiştirmez. (Ra’d: 11)” ayeti verilerek adaletli olma ve güzel bir siyaset uygulama hususu tartışılmıştır.[10] Aynı zamanda o, “Allah, size muhakkak emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmedeceğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. (Nisa: 58)” ayetini de ele alarak adaletli olmayı liyakat ile ilişkilendirir.[11]
Balkanlı Âlimlerin yazdığı bu siyasetnâmelerde ayetlerin dışında hadislerin de sıkça kullanıldığına şahit olmaktayız. Nergisîzade Bosnevî eserinde, Peygamberin “Allah gökyüzünü üç şey ile süsledi: Bunlar güneş ay ve yıldızlardır ve Allah yeryüzünü de üç şeyle süsledi: Bunlar Âlimler, yağmur ve adil Sultanlardır.” hadisini nakleder ve adaletin önemini vurgular.[12] Aynı hadis Bosnalı Kâfi tarafından da kullanılmıştır.[13] Hasan Kâfi, ayrıca Muhammed (sav.)’in “Adalet din ve Sultan ile olur.” sözünü nakleder ve bu bağlamda kullanıldığını aktarır.[14]
Siyasetnâmelerdeki Adaletin Kıssalarla Aktarılması
Siyasetnâmelerde sıkça zikredilen, adaletin ve düzenin sağlayıcısı ya da bozucusu olarak görülen ve edebi bir şekilde tasvir edilen önemli isimler vardır. Birçok siyasetnâmede, bu isimlerin hayat hikâyelerinin güzel sözlerle ve kıssa şeklinde aktarıldığı görülür. İran Krallarından Kisra Nuşirevan, Hüsrev Perviz, Hürmüz, Kubad, Erdeşir gibi isimler, bu kıssalarda yer almıştır.[15]
Klasik siyasetnâmelerin çoğunda anlatılan Adil Hükümdar Enuşirvan kıssası, Balkanlı âlimlerin siyasetnâmelerinde de yer almaktadır. Nuşirevan veya Enuşirvan I. Hüsrev, tahta çıktıktan sonra önemli siyasi ve kültürel politikalar uygulamıştır. Nergisîzade Bosnevî, onun hakkında bazı bilgiler sunarak ‘Adil’ sıfatını onun adıyla birlikte kullanır.[16] Bosnalı Kâfi ise, Enuşirvan’ın adalet timsali olarak anlatılan kıssasını hayranlıkla aktarır ve Müslüman hükümdarların Enuşirvan’dan ibret almaları gerektiğini vurgular.[17]
Siyasetnâmelerde kıssa olarak anlatılan diğer Sasani Hükümdarı, Erdeşir-i Babek’tir. Nergisîzade, onun sözlerini eserinde kullanır. Mesela, eserinde ‘Sultan veya vezir adalet ve devlet düzeninden ayrılırsa, ona tabi olanlar da itaatten ayrılırlar’ sözlerini nakleder.[18] Yine eskilerden şöyle bir söz, eserde nakledilir: “Sultan olmak, ancak devlet adamları ile mümkündür, sağlam devlet adamı, ancak mal ile olur, mal ise, imara bağlıdır ve imar ise ancak adalet ve iyi siyaset yapmakla mümkündür.”[19] Bu sözün de Babek’e ait olduğunu Hasan Kâfi’nin eserinden öğreniyoruz. O da bu meşhur sözü eserine almıştır.[20]
Kıssa olarak aktarılan bir diğer isim, Yezdücerd’dir. Yezdücerd, bir gün bir Hâkim’e “Mülk ne ile ıslah olur?” sorusunu sorar. Bunun üzerine Hâkim, “halka zulmetmemek gerektiğini ve adalet ile, halkın sevgisine sahip olmak ile mülkün ıslah olunabileceği cevabını verir.[21] Nergisîzade de onunla ilgili olarak adaletin uygulanması ile ilgili aktarımlar yapmıştır.[22] Sasani Hükümdarları dışında da Abdullah b. Tahir gibi bazı önemli devlet adamlarının hikâyeleri ve sözleri, bu eserlerde yer bulmuştur.[23]
Siyasetnâme Müelliflerinin Adalet Konusundaki Düşünceleri
Siyasetnâmelerde yazarlar, aktardıkları rivayetler dışında kendi düşüncelerine de yer vermişlerdir. Nergisîzade, eserinin giriş kısmında adaletten söz ederek düzenin sağlanabilmesi için adaletin mimar kılınmasından söz eder.[24] Hasan Kâfi, düzenin bozulmasında bazı sebepler sayarken ilk sebebin adaletin ve iyi siyasetin ihmal edilmesi olduğunu söyler ve bunun sebebinin halkın ve memleketin liyakat sahibi olmayan kişiler tarafından yönetildiğinden kaynaklandığını iddia ederek liyakatin önemini vurgular.[25] Abdullah el-Bahrî ise, “Padişahın, Vezirin, Valinin, Hâkimlerin, Zabıtların her zaman işlerinde şeriata uygun ve adalet üzere hareket etmelerine önem vermelerini ve özellikle Hâkimlerin adalet üzerine hüküm vermelerini ve Padişahların ise herkesten daha çok adalete önem vermelerinin gerektiğini” söyler.[26]
Adalet tavsiyeleri ile nasihatnâme tarzı bir eser olan ve genel olarak herkese adaleti tavsiye eden diğer Balkanlı müellif, Ömer er-Ruscûkî’dir. Adalet konusunu ele alan 12 satırlık nasihat verici şiirinde her kesimden insanın ve özellikle devletin bekası için paşaların, beylerin adil olmasını, kimseye zulmetmemelerini, herkesin haddince adalete ve itaate gayret göstermelerini salık verir.[27]
Padişahların adil olması ve zulümden uzak durması gerektiğine dair siyasetnâme söylemlerinin dışında Budinli Abdullah, aynı zamanda Padişahın tevazu sahibi olması gerektiğini de vurgular.[28] Aynı zamanda Padişahın adaletten yüz çevirdiği takdirde halkın da ondan yüz çevireceğini ve sonunda isyan edeceğini dile getirerek adaleti vurgulamaktadır.[29] “Adalet kalesini sel suyunun yıkamayacağını, adil olan bir padişahın yenilgi yaşamayacağını” da aktararak adalet konusunda motive edici nasihatlerde bulunmaktadır.[30] Sonuç olarak bu eserlerde adaletin gerek devlet yönetiminde gerek de gündelik hayatta her zaman vazgeçilmez bir unsur olduğu vurgulanmıştır. Bazı eserlerde de yaşadığı devrin düzeninin bozulması, adaletin terk edilmesine bağlanmış ve büyük bir problem olarak görülmüştür. Bu eserlerde sık sık devlet yöneticilerine ve halka adaletin tekrar benimsenmesi noktasında tavsiyeler verilmiş ve adalet ilkesi benimsenmediği takdirde ortaya çıkabilecek senaryolar ele alınmıştır.
Not: Bu metin V. Balkan Çalışmaları Kongresi’nde sunulmuştur.
[1] Nergisîzade Bosnevî, el-Vasfü’l-kâmil fî ahvâli’l-vezîri’l-âdil, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1818, 1b.
[2] Abdullah Budinî, Şerh-i Risale fî Nizâm-ı Devlet li-Bûdînî, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 1865, 3b.
[3] Hasan Kâfî, Şerhu’l-Usûlü’l-Hikem fî Nizâmi’l-Âlem, Çorum Hasan Paşa Ktp., Hasan Paşa Yazma, nr. 2159, 181b-182a.
[4] Göriceli Koçi Bey, Risâle-i Koçi Bey, Süleymaniye Ktp., Rauf Yekta, nr. 560, 10.
[5] Faruk Yılmaz, Siyasetname Yazım Geleneğinde Bosna-Hersekli Âlimlerin Rolü,4th International Balkan Studies Congress Proceedings, edt: Sevba Abdula-Elif R. Nazim, (Skopje: IDEFE Publications, 2024), 68; Bosnevî, age., 11a-b.
[6] Abdullah Bahrî, Nizam-ı Devlete Dair Risale, İÜ. Ktp., Yazma Eserler, nr. 10372, 10a.
[7] Bosnevî, age., 7a-7b; Kâfi, age., 182a; Koçi Bey, age., 70-71.
[8] Bosnevî, age., 2b.
[9] Kâfi, age., 182a.
[10] Kâfi, age., 181b.
[11] Kâfi, age., 182b.
[12] Bosnevî, age., 3a.
[13] Kâfi, age., 182a.
[14] Kâfi, age., 182a.
[15] Hasan Hüseyin Adalıoğlu, “Siyasetnamelerde Adalet Kavramı”, İslam Düşüncesinde Adalet, edt: Ömer Türker-Yunus Kaplan, (İstanbul: Fikir Kitap, 2019), 65.
[16] Bosnevî, age., 7a.
[17] Kâfi, age., 182b.
[18] Bosnevî, age., 7a-7b. Aynı söz, Kâfi tarafından da eserine alınmıştır. (Kâfi, age., 182a.)
[19] Bosnevî, age., 7a-7b.
[20] Kâfi, age., 182a. Aynı söz, Budinli Abdullah tarafından da aktarılıp, yorumlanır. (Budinî, age., 6a.)
[21] Kâfi, age., 182a.
[22] Bosnevî, age., 7b.
[23] Bosnevî, age., 8a; Kâfi, age., 182a; Budinî, age., 8a-b.
[24] Bosnevî, age., 2a.
[25] Kâfi, age., 181b.
[26] Bahrî, age., 9b-10a.
[27] Ömer Ruscûkî, Nasihatnâme, Süleymaniye Ktp., Arslan Kaynardağ Koleksiyonu, nr. 191, 25a.
[28] Budinî, age., 5a.
[29] Budinî, age., 6a.
[30] Budinî, age., 7b.