Balkanlarda Ceditçilik Hareketi ve Usul-ü Cedit Eğitimi

Balkanlarda Ceditçilik Hareketi ve Usul-ü Cedit Eğitimi

Ceditçilik Hareketi, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde etkinlik göstermiştir. Hareket, özellikle İmparatorluk Rusyası sınırları içinde yaşayan Türk ve Müslüman topluluklar arasında gelişen bir reform hareketidir. Öncülüğünü İsmail Bey Gaspıralı’nın gerçekleştirdiği bu hareket, “Dilde, fikirde, işte birlik” düşüncesi ile Türk ve Müslüman dünyasında modernleşme ve eğitim reformunu teşvik etmiş, sivil toplum kuruluşlarının kurulmasını desteklemiş ve kadınların toplumdaki rolünü ön plana çıkarmaya çalışmıştır. Bilhassa, Rus İmparatorluğu’nun Türk Dünyası’nın tamamına yakınını işgali ile Ruslaştırma politikasının sert bir şekilde devam etmesi ve Rusça dilinin artan baskıları bu hareketin tetikleyici unsuru olmuştur. Öncelikle Türkistan Bölgesi’nde yayılım gösteren Ceditçilik Hareketi, zamanla Türklerin yoğun yaşadığı Anadolu ve Balkanlar’a doğru genişleme göstermiştir (Kydyraliyev,2001). Ceditçilik Hareketi önceliğini eğitim alanına vermekle birlikte toplumda kadının rolüne ve Türkçe kullanımının yaygınlaşmasına dair faaliyetler göstermiştir. Eğitim alanında, modern müfredat, bilim temelli eğitim, alfabe inkılabı ve kadınların eğitim hayatına katılımının arttırılması gibi konularda çalışmalar gerçekleştiren ve yaklaşımlar üreten hareket, Türkçe’nin ders olarak okutulması üzerinde ısrarla durmuştur. Ceditçilik Hareketi, eğitim alanındaki tüm bu fikirlerini “Usul-ü Cedit” isimli modern bir eğitim sistemi altında toplamış ve üzerinde durduğu düşünceleri basın ve yayın yoluyla ifade etmekle birlikte fikri yapısını “Tercüman” adlı gazetede sunmuştur. Dili Türkçe olan Tercüman Gazetesi, kısa sürede Türk toplulukları arasında yayılmış ve takip edilmeye başlanmıştır. 

Usul-ü Cedit eğitim sistemi Ceditçiler arasında uygulama alanı bulmuş ve bilhassa İsmail Bey Gaspıralı tarafından okulları açılmış eğitim modelidir.

Usul-ü Cedit (Yeni Usul) modern bir eğitim sistemi olarak tanımlanabilen, bünyesinde Kur’an-ı Kerim ve ilmihal gibi dini dersler ile beraber Hüsn-i Hat, Sarf-ı Türki ve Türkçe gibi edebi dersler de barındırmaktadır. Dahası, tarih, coğrafya, matematik ve hendese (geometri) gibi temel bilim derslerini de müfredatında bulundurmaktadır. Rüştiye (ilkokul)  ve idadi (ortaokul) öğretiminde dini öğrenimin yanında modern bilim gelişmelerine uyumlu derslerin de anlatılması Usul-ü Cedit eğitiminde benimsenmiştir. Farsça ve Arapça’nın ağırlığını Türkçe’ye bıraktığı bu eğitim sisteminde, milli bir kültür ve edebiyat dili olarak Türkçe ön plana çıkarılmıştır (Kaldybekovich vd. 2013). 

Usul-ü Cedit yöntemi Balkanlar’da Türkistan, Kırım ve Kazan gibi bölgelerde olduğu kadar yaygınlaşmamakla birlikte bunun başlıca birkaç sebebi bulunmaktadır. İlk olarak Balkan Müslümanlarının (Boşnaklar, Arnavutlar, Türkler ve Pomaklar) Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası ve Osmanlı İmparatorluğu etkisinde olması ön plana çıkmaktadır. Eğitimin düzenlenmesi ve kontrol edilmesi Osmanlı İmparatorluğu tarafından sağlandığı için eğitim yöntemi ve müfredat imparatorluk tarafından belirlenmektedir. Bir diğer neden Dest-i Kıpçak ve Türkistan’ın Rus İmparatorluğu tarafından işgal olunması sebebiyle ve Osmanlı-Rusya siyasi ilişkilerinin bulunduğu durum nedeniyle Ceditçilik Hareketi’nin Rusya’dan gelen bir düşünce olduğu konusundaki çekincelerdir.

Önemli gerekçeler arasında milliyetçilik düşüncesi ve politikaları da bulunmaktadır. Bilhassa Sırpların, Balkan Müslüman toplulukları olan Arnavutlar, Boşnaklar ve Türklere uyguladıkları baskı ve ötekileştirme Arnavutlarda ve Türklerde milli benliğin, Boşnaklarda ise müslüman kimliğinin ön plana çıkmasına yol açmıştır. Arnavutlar için Arnavut dilinin öncelenmesi ve eğitimin Arnavutça olması talebi gerçekleşmiş, Boşnaklar için ise Müslüman kimliğine daha çok sarılmak ve geleneğe sahip çıkmak tercih edilir olmuştur. Böylece Boşnaklarda geleneksel eğitim devam etmiş ve medreseler, Yugoslavya döneminde kapatılana kadar esas eğitim kurumları olarak görev almıştır. Ceditçilik Hareketi ile bir arada değerlendirildiğinde hareketin Türkçe öğrenimine verdiği önem göz önüne alınırsa doğrudan bir Usul-ü Cedit adıyla olmasa da benzer görüşler Arnavutlar ve Boşnaklar tarafından da dile getirilmiştir.

Ceditçilik Hareketi’nin ortaya çıktığı ve yayılım gösterdiği zaman aralığında Balkanlar’ın bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kalmış ve önemli bir bölümü ise ya yeni devletlere ev sahipliği yapmış ya da bir imparatorluk tarafından işgal edilmiştir. 19. Yüzyılın son çeyreğine rastlanan bu dönemde Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi krallıklar kurulmuşken, Bosna işgale uğramış durumdadır. Bahsi geçen krallık ve işgal bölgelerinde yaşayan Müslümanların azınlık durumuna gelmesi ya da yeni kanunlar, düzenlemeler veya kurallara maruz kalması öz inanç ve dillerini korumak adına insiyatif almalarına sebebiyet vermiştir. Bu süreçte öne çıkan bir örnek olarak Ceditçilik düşüncesi ve anlayışı yayılımını artırmış ve etkisini hissettirmeye başlamıştır. 

Bulgaristan’da Ceditçilik Hareketi, 1877-1878 yılları arasında vuku bulan Osmanlı-Rus Savaşı’nın devamında kurulan Bulgaristan Prensliği bünyesinde Müslüman ve Türk ahalinin azınlık durumunda kalması ve milli düşünceyi benimsemesiyle paralel olarak gelişmiştir. Bulgaristan Prensliği ve devamında 1908 yılında bağımsızlığını açıklayan Bulgaristan Krallığı içerisinde azınlık durumuna düşen Türkler milli benlik ve kültürlerini koruma çabası içerisindeyken Ceditçilik Hareketi ile tanışırlar. Ceditçilik Hareketi bu bölgede İsmail Gaspıralı’nın çıkarmış olduğu Tercüman adlı gazetenin okunması ve dağıtılması ile yaygınlaşır. İsmail Gaspıralı, Tercüman gazetesinde Bulgaristan’da yaşayan Müslümanların durumu ele almış, karşı karşıya oldukları sorunların Rusya topraklarındaki Müslümanlarca da fark edildiğini ve anlaşıldığını göstermiştir. İsmail Gaspıralı’nın Bulgaristan Müslümanları’na karşı bu ilgisi karşılıksız kalmamış ve kısa süre içerisinde Ceditçi aydınlar Bulgaristan bölgesinde de ortaya çıkmıştır. Kırım Ceditçileri ile Bulgaristan Ceditçileri ayrıca irtibat halindeydiler (Turan & Evered, 2005). Muvazene adlı Bulgaristan Türkleri tarafından çıkarılan bir gazete yer alan makale daha sonra Tercüman gazetesinde de yer bulmuş ve Bulgaristan Müslümanları’nın eğitim durumu, okuma yazma ilgisi gibi konuları içermiştir (Köksal, 2010). Karşılıklı gönderilen gazeteler ile bir gazetede yer alan bir makale diğer gazetede tekrar yayınlanmıştır.

Ceditçilik düşüncesinin Bosna’da yayılım göstermesine öncelikle Behar (Çiçek) gazetesi kanıt olarak gösterilebilir.

Bosna’nın önde gelen alimlerinden olan ve zaman içerisinde Reis’ül Ulema görevini üstlenen Mehmed Džemaluddin Čauševic ve şair Saffet-Beg Bašagic, gazeteci Osman Nuri Hadžić, yazar Edhem Mulabdić tarafından çıkarılan Behar Gazetesi’nde Tercüman Gazetesinde yayınlanan bazı makalelerin basıldığı tespit edilmiştir. Ceditçilik Hareketi’nin temel çıkış noktası olan dini eğitimde modernleşme düşüncesine sahip olan Causevic aynı zamanda kadınların sosyal yaşama aktif katılımını ve iş hayatında yer almalarını desteklemiştir. Bosna Hersek’teki gelişmeleri yakinen takip eden Ceditçiler, 44 ve 45. Sayılarında Behar Gazetesi’nde yayınlanan makaleler hakkında bilgi vermiş ve makaleleri özetlemişler buna karşın 1 Haziran 1906 tarihli Behar Gazetesi’nde ise Tercüman Gazetesi’nin bu işlemi haber olarak sunulmuştur (Karčić,2020).

Arnavutluk, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılan son Balkan devletidir. Arnavutlar başlarda niyetlerini özerk bir yapı olarak gösterseler de zamanla Osmanlı ile kara bağlantısının kalmaması ve Sırp-Yunan saldırılarına karşı Osmanlı’dan yardım ümidinin tükenmesi gibi nedenlerle bağımsızlık mücadelesine girişmişlerdir. Arnavutlar, bağımsızlık öncesinde kimliklerini Arnavut milliyetçiliği ve Arnavut dili üzerinden tanımlamaya başlamışlar ve kendi eğitim reformlarını ortaya koymuşlardır. Latin alfabesine geçiş isteği, eğitim kurumlarında reform talebi ve kız çocuklarının eğitimde yer alması gibi çeşitli adımlar Ceditçilik anlayışıyla uyum gösterse de Türkçe öğrenimi hassasiyeti bakımından Ceditçilik düşüncesinden farklılaşır. Arnavutlar kendi ana dillerinde eğitimi medreseler ve modern okullar dahil tüm eğitim kurumlarına krallık döneminde zorunlu hale getirmişlerdir (Kopanski, 1994). Dönemin Arnavut aydınları Balkanlar’ın tamamında olduğu gibi Ceditçilik düşüncesinden haberdardır. Önde gelen aydınlar dil reformunu destekleyerek hem de eğitimde modernleşmenin altını çizerek Ceditçi anlayışa yakın durmuşlardır. Arnavut Geçici Hükümeti kurulurken İstanbul ve Makedonya gibi Osmanlı İmparatorluğunun hareketli bölgelerinde yaşayan Arnavutlar bölgeye gelerek hükümette yer almış ve politikalarda etkin olmuşlardır. 

Makedonya, Osmanlı İmparatorluğunun en hareketli bölgelerinden biri olarak kültürlerin, inançların ve etnik çeşitliliğin kavşak noktalarından birini oluşturmaktadır. Özellikle imparatorluğun son yarım asrında her çeşit fikir, söylem, hipotez ve akımın bir arada bulunduğu, ideolojilerin çabucak yayıldığı bir yer olan Makedonya’da gelişmelerin transit olarak çift taraflı olarak aktarılmakta adeta Makedonya bir geçiş güzergahı vazifesi görmektedir. Hem Genç Türkler’in ve İttihat ve Terakki Fırkası’nın merkezi konumunda olan hem de uluslararası mecralardan değişik çeşitlerde bilgi alabilen ve haberdar olabilen bölgede Ceditçilik Hareketi’de yayılma sahası bulmuş ve bölgedeki modernist-milliyetçi yapılar arasında kendine yer bulmuştur. İstanbul’dan ve Balkan Bölgesi’ndeki çeşitli şehirlerden gelen gazeteler arasında Tercüman Gazetesi ve Tercüman Gazetesi’nden çevrilmiş makaleler içeren gazeteler bulunmaktadır.

Ceditçilik Hareketi her ne kadar Rusya İmparatorluğu topraklarında ortaya çıkmış, nüksetmiş ve parlamış olsa da sahip olduğu fikirler ve ortaya koymaya çalıştığı farkındalık sayesinde gayri Türk Müslümanların, gayri müslim ya da Müslüman Türklerin arasında yayılma imkanı bulmuştur. Öncelikle yayılma sahası Türkistan Bölgesi ve Türk-Tatar Müslüman topluluk olmakla beraber hem Osmanlı İmparatorluğu topraklarında, hem Doğu Avrupa’da hem de Balkanlar’da etki gösterme imkanına sahip olmuştur. Bu yayılım ve tesirin nedeni Ceditçilik Hareketi’nin ortaya çıkardığı sebepler ile benzer sebeplere maruz kalan, benzer koşullar altında yaşayan ve benzer duygu, düşünce ve sorunlara sahip olan toplulukların aynı dönem içerisinde bulunmasıdır. Ceditçilik Hareketi’nin çıkış noktası ve şartları göz önüne alındığında Tercüman Gazetesinin yayılma sahasıyla birlikte Balkanlar’da yer alan her bir bölgeyi etkilediği görülmektedir. Bu etki kimi zaman doğrudan Ceditçilerin ya da İsmail Gaspıralı’nın seyahati ile, kimi zaman Tercüman Gazetesinin çevirisi ile kimi zaman ise Tercüman Gazetesi’nde yer alan bir ya da birkaç makaleye yerli gazetede yer verilmesiyle ortaya çıkmaktadır.


Not: Bu metin VI. Üsküp Düşünce Okulu Sempozyumu’nda (VI. Üsküp Düşünce Okulu Mezuniyeti) sunulmuştur.

Kaynakça

Kaldybekovich, B. K., Hazret, T., & Raikhan, S. (2013 ). Jadidism as an Educational System and a Political Movement in Turkestan (Central Asia). International Education Studies, Vol. 6, No. 1.

Karčić, F. (2020). Jadidism—An Inspiration for Bosnian Modernists. Journal of Muslim Minority Affairs, 40:2, 345-349.

Kopanski, A. B. (1994). The Failure of Muslim Reformation: “Jadidism” in Eastern Europe, 1699-1922. Intellectual Discourse, Vol 2, No 2, 145-166.

Köksal, Y. (2010). Transnational networks and kin states: the Turkish minority in Bulgaria, 1878–1940. Nationalities Papers, 38(2):191-211.

Kydyraliyev, D. (2001). Türkistan’da Ceditçilik Hareketi ve Bunun Türkiye ile Münasebeti. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Turan, Ö., & Evered, K. T. (2005). Jadidism in South-eastern Europe: The Influence of Ismail Bey Gaspirali among Bulgarian Turks. Middle Eastern Studies, 41:4, 481-502.

Benzer Yazılar

Yorum Yap